KURUMSAL

Tarihçe

Sultan II. Abdülhamit'in Portresi
1890-1923

Osmanlı Dönemi ve Darülaceze'nin Kuruluşu

Darülaceze’nin İnşası ve İlk Hizmet Yılları

Tarih kaynaklarında ‘93 Harbi’ olarak da bilinen Osmanlı-Rus Savaşı sonrası gelişen sistematik yardım ihtiyacı kapsamlı bir çalışmanın yapılmasını elzem kılar. Yaşanan sosyal bunalımlar, salgın hastalıklar gibi sağlık problemlerinin artması, dilenciliğin önüne geçilemeyecek boyutta yaygınlaşması nedeniyle dönemin padişahı Sultan II. Abdülhamid Han tüm sorunlara karşılık net çözüm önerilerinin getirilmesi buyruğunda bulunur.

Padişahın 30 Mart 1890 tarihli buyruğu şöyledir;

“Geçimini sağlamak için sokaklarda dilenmekte olan ve kimsesiz bulunan çocuklarla hasta ve sakat erkek ve kadınların dilenme zilletinden, horluğundan kurtarılarak vücudlarının dayanabileceği ve yapabileceği ölçüde çalışarak kendi işleriyle geçinebilmelerini sağlamak ve buradan işe güce yaramayanların da beslenip barındırılması ve kimsesiz çocukların eğitim ve terbiyesi için bir yer ayrılması, ve bunun için de İstanbul’un ne tarafında, ne plan ve resimde ve ne büyüklükde binâ yapmak, ve tahsisat olarak nerelerden ne mikdar şey ayırıp vermek lâzım geleceği ve sâir teferruatı Şuraâyi Devletçe hemen konuşularak ve o konuda süratle bir de nizamname yazılarak kendisine arz edilmesini padişahımız irade buyurmuşlardır.”

Bu ferman neticesinde, Hacı Reşit Ağa ve Balmumcu’da birer arazi ile günümüzde kurumun hizmet verdiği Okmeydanı’nda (Kağıthane Köyü Merası) araziler incelenir, yapılan kapsamlı çalışmaların sonucunda 10 Kasım 1892’de binaların yapımına başlanır. Yerleşke, dünyadaki benzer hastane yapıları göz önünde tutularak, aynı bahçe içerisinde çoklu ünitelerden oluşan hastane sistemleri (pavyon sistemi) esas alınarak inşa edilir.

Hoşgörünün büyük bir örneği olan kuruma kabul şartlarında din, mezhep ve ırk ayrımı gözetmediğinin ilan edilmesi, Darülaceze inşasına olan hayırsever katkıları da arttırır. İstanbul’da yaşayan çeşitli din ve mezheplere mensup zenginler kurumun yapımına büyük katkı sağlamışlardır. Sultan Abdülhamid Han’ın şahsi servetinden bağışladığı 10 bin altın lira ve vilayetlerden gönderilen değerli eşyaların satışından elde edilen 7 bin lira da Darülaceze inşaat yapım masraflarına harcanır.

İnşaat tamamlanınca Dâhiliye Nazırı Halil Rıfat Paşa, kurumun anahtarını cülus günü (hükümdarın tahta çıkma günü/yıldönümü) olan 31 Ağustos 1895’te Sultan Abdülhamid’e teslim eder. Ancak Padişah çok kıymet verdiği Darülaceze’nin açılışını; küçük eksiklikler giderilip, yönetim şekliyle ilgili yasalar tamamlanana kadar erteler.

Tüm hazırlıklar tamamlanınca Darülaceze, II. Abdülhamid Han’ın doğum günü olarak da kutlanan 31 Ocak 1896’da (16 Şaban 1313) yapılan bir törenle hizmete açılır. Bu tarihten itibaren "darülaceze (düşkünlerevi)" sözcüğü kurumun özel ismi olarak kullanılmaya başlanır.

Kurum Cumhuriyet döneminde; Darülaceze Müessesesi, İstanbul Darülaceze Müessesesi, Darülaceze Müdüriyeti, Darülaceze İdaresi gibi isimlerle de anılır.

Açıldığı tarihten itibaren Darülaceze çatısı altında; huzurlu, mutlu ve müreffeh bir toplum arzusu ve kendinde var olanı gönülden verme sorumluluğuyla hizmet verilmiş, bu sorumluluk Türk toplumunun birleştirici unsurlarından olan İslam Peygamberi’nin “Müminleri, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede, birbirlerine şefkat göstermede tıpkı yek bir vücut gibi görürsün; onun bir uzvu rahatsızlansa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararetle onun rahatsızlığına ortak olurlar.” hadisiyle pekiştirilmiştir.
1923-1994

Cumhuriyetin İlk Yıllarından 1990'lara

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, İstanbul’un idari merkez olmaktan çıkması, ekonomik darboğaz ve nüfus göçleri Darülaceze’yi zorlamış olsa da kurum, kurucu misyonu gereği “kimseyi açıkta bırakmama” anlayışını sürdürmüştür.
Bu dönemde Darülaceze, Osmanlı mirasıyla Cumhuriyet’in sosyal devlet anlayışını bir arada yaşatmayı başaran ender kurumlardan biri olmuştur.

1930’lu yıllarda, belediye yasaları ve yeni sağlık politikalarıyla kurum, İstanbul Belediyesi’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmüş; sağlık, bakım ve iaşe hizmetleri belirli bir standarda oturtulmuştur.

1950–1970 arası, özellikle çok partili dönemde, artan şehirleşme ve yoksullukla birlikte Darülaceze’nin rolü yeniden önem kazanmıştır. Kurum, sadece yaşlı ve kimsesizlere değil, aynı zamanda sosyal yardım politikalarının da odak noktalarından biri haline gelmiştir.

1980’li yıllarda, Darülaceze’de modern bakım anlayışına geçişin temelleri atılmış; yatak kapasitesi, sağlık birimleri ve teknik altyapı iyileştirmeleri yapılmıştır.

1994-2024

Yeniden Yapılanma Yılları

Darülaceze bir asrı aşkın süredir, kuruluş amacına hizmet etmek yönünde örnek kurumlar arasında yer almıştır. Kökleri imparatorluk yıllarına dayanan kurum, genç cumhuriyetin sosyal hizmet anlayışına da örnek ve yol gösterici olmuştur.

Uzun yıllar boyunca amacından sapmadan faaliyet göstermeyi başaran kurum, elbette ülkenin ekonomik ve siyasi çalkantılarından da çokça etkilenmiştir. Darülaceze yerleşkesi; yaşanan değişim ve gelişmelere paralel olarak, kaynak ve kapasite yetersizlikleri nedeniyle ve ihtiyaca cevap verme amacıyla pek çok kez değişikliğe uğratılmıştır.

Türkiye ve dünya için 90’lı yılların sonu 2000’lerin başı büyük değişimlerin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı süresince önemli atılımlar gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte; başarılı bir ivme yakalayarak dünya standartlarına ulaşan ve bu standartları aşarak ülkemizi "örnek ülke" konumuna getiren alanlardan birisi de sosyal hizmetin gelişimidir.

Mevcut kurumların rehabilite çalışmalarında en kayda değer olanı elbette Darülaceze’nin geçirdiği yenilenmedir. Gerek fiziki, gerek hizmet kalitesi olarak büyük yeniliklere imza atan Darülaceze, 90’lı yıllar boyunca medyada yer alan olumsuz görüntülerinden sıyrılmış, huzurun önemli adreslerinden birisine dönüşmüştür.

Günümüzde; 27 bin metrekare alanda, yatay mimari özelliğine sahip 11 bina, teknik atölyeler, cami, kilise ve havranın bir arada yer aldığı Darülaceze’nin tarihi yerleşkesinde, geçmişte artan sakin ve personel ihtiyacına yönelik olarak çıkılan ek katlar, binalara bitişik olarak inşa edilen eklenti yapılar ve sakinlerin yeterince faydalanamadığı bahçe alanları yeniden yapılandırılmış, yerleşkeye yepyeni bir çehre kazandırılmıştır.

Tadilatları yapılmış, bakımlı bina ve bahçelerin yer aldığı Darülaceze yerleşkesi artık sakinlerin ve personelin ihtiyacına cevap veren, huzurla ve güvenle vakit geçirebilecekleri bir sosyal yaşam kompleksine dönüşmüştür. Fiziki iyileştirmenin ardından yetişmiş ve donanımlı personel istihdamı, kullanım ömrünü tamamlayan cihazların yenilenmesi, bina tefrişatlarının yapılması ise Darülaceze’de verilen hizmet kalitesini dünya standartlarının üstüne çıkarmıştır.


Yurt ve Kültürel Tesis

Bir asrı aşkın süredir hayırseverlerin bağışları ve kendi mülkleri ile devlete yük olmadan faaliyet gösteren Darülaceze’nin daha kaliteli hizmet sunabilmesi ve sürdürülebilirliği amaçlanarak, kurumun otopark alanına konumlandırılan “Darülaceze Yurt ve Kültürel Tesisi” toplam 36 bin 783 metrekare alan üzerine inşa edilmiştir.

7 Kasım 2019 tarihinde başlayan proje, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın büyük katkıları ile hızla tamamlanmış ve 26 Eylül 2021 tarihinde yine kendisinin katılımları ile hizmete açılmıştır.

Beş ana fonksiyondan oluşan tesiste bugün; İstanbul’da, 50 farklı üniversitede eğitim gören öğrencilerin barınma problemine çözüm getiren öğrenci yurdu, ticari birimler, Aile Sağlığı Merkezi, 12 bin metrekarelik otopark, sığınak ve teknik hacimler aktif olarak Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü bünyesinde hizmet vermektedir.
2025 ve Sonrası

Türkiye Yüzyılı Perspektifinde Darülaceze: Sosyal Hizmetlerde Dünyaya Sunulan Bir Model

Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri: Türkiye’ye ve dünyaya örnek model

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve özel önemleriyle, Yeni Türkiye vizyonu doğrultusunda; Darülaceze’nin tarihi ve sosyal mirasını gelecek nesillere taşımayı ve Türkiye’nin uluslararası alanda örnek gösterilecek sosyal hizmet anlayışını yansıtmayı hedefleyen Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri hayata geçirilmiştir.

Resmi açılışı 12 Kasım 2023 tarihinde yapılan Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri, İstanbul Arnavutköy Yassıören Mahallesi’nde 150 bin metrekarelik alanda, yatay mimari prensibiyle inşa edilen bu yeni yaşam şehri; sağlık, bakım, eğitim, rehabilitasyon ve sosyal yaşam alanlarını bütüncül bir yaklaşımla bir araya getirmektedir. Kurumun 130 yıllık tecrübesiyle oluşturulan bu model, yalnızca Türkiye için değil, dünya sosyal hizmet sektörü için de örnek bir uygulama niteliğindedir.

Bu büyük dönüşüm; gönüllü hayırseverlerin, özel sektörün, devlet bankalarının, iletişim ve enerji şirketlerinin, iş, sanat, spor ve akademi dünyasının katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.

Eğitimle Güçlenen Hizmet Anlayışı

2025 yılıyla birlikte Darülaceze, sadece bir sosyal hizmet kurumu değil, aynı zamanda bir eğitim ve araştırma merkezi kimliğine kavuşmuştur. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Arnavutköy Darülaceze Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, kurumun içinde faaliyet göstermekte;  yaşlı bakım, hasta bakımı ve sağlık destek hizmetleri alanlarında eğitim verilmektedir. Ayrıca kurulan Darülaceze Akademi, kurum içi personel gelişimi, hasta–yaşlı bakım eğitimleri ve gönüllülük programlarıyla Türkiye’de örnek bir sürekli eğitim platformu hâline gelmiştir.

Yeni Hizmet Modelleri

Darülaceze Arnavutköy Sosyal Yaşam Şehri, klasik bakım merkezlerinden farklı olarak, bütüncül bir “sosyal yaşam ekosistemi” üzerine kurulmuştur. Yerleşkede yer alan Darülaceze Şefkat Özel Bakım Merkezi, Darülaceze Şefkat Huzurevi ve Rehabilitasyon Merkezi, Bağışçı ve İleri Yaşam Üniteleri, Konaklamalı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi, Tıp Merkezi, Çocuk Yuvası ve Sosyal Eğitim Alanları ile Kültür ve Konferans Merkezi sayesinde hem ücretsiz bakım hem de sürdürülebilir gelir modelleri eşzamanlı olarak yürütülmektedir.